Anti yazılar
Ben Arya Soysal.
İnsan zihninin en çok sakladığı yerlere yazıyorum. Hafızaya, kayba, yabancılaşmaya, aşka; insanın başkasında kaybolurken kendisine ne kadar geç kalabildiğine…
Benim için edebiyat, güzel cümleler kurmaktan çok, insanın kendisine söyleyemediği cümleyi bulmaktır. Bu yüzden karakterlerim çoğu zaman yalnızca bir hikâyenin içinde yaşamaz; kendi zihinlerinin içinde de kaybolurlar. Gerçekle hatıra, sevgiyle bağımlılık, iyileşmekle unutmak arasındaki o ince yerde yürürler.
Psikoloji, metinlerimin yalnızca konusu değil; dilimin de bir parçasıdır. Bazen bir duygunun anatomisini çıkarır, bazen acıya kullanım kılavuzu yazar, bazen insan ruhunun yan etkilerini bir prospektüsün içine saklarım. Çünkü bazı duyguların adı vardır ama tarifi yoktur. Edebiyatın tam da orada başladığına inanıyorum.
Romanlarımda ve diğer metinlerimde insanın görünen hayatından çok, kimsenin görmediği iç dünyasıyla ilgileniyorum. Noksan koma, Noksan Uyanış, Mısra, ve bal bu arayışın farklı duraklarıdır.
Yazılarımda ise hikâyenin sınırlarından çıkıp insanın kendisine dönüyorum. Kayıpları, travmaları, aşkı, hafızayı, öforiyi, yalnızlığı ve insanın kendi zihniyle kurduğu tuhaf ilişkiyi edebiyatın diliyle anlamaya çalışıyorum.
Aryantidepresan adını verdiğim metinlerde psikolojiyle edebiyatı aynı reçetede buluşturuyorum: dozlar, yan etkiler, kontrendikasyonlar, prospektüsler ve insan ruhunun hiçbir reçeteye sığmayan hâlleri…
Çünkü bazı yaraların ilacı yoktur.
Bazılarının yalnızca cümlesi vardır.
Ben o cümleyi arıyorum.