ARYARKETİP
Şayet bir gün çocuğum olursa, benim kaçmak istediğim bu dünya ona yuva olsun. Benim sığınacak yer aradığım sokaklarda o, eve dönmenin huzurunu bulsun.
Kişisel gelişim, zihinsel notlar.
Şayet bir gün çocuğum olursa, benim kaçmak istediğim bu dünya ona yuva olsun. Benim sığınacak yer aradığım sokaklarda o, eve dönmenin huzurunu bulsun.
Bambaşka biriyim şimdi
Bazı insanları affetmek için geri çağırmaya gerek yok. Ben kapıyı açmadan da içimde tuttukları yeri boşaltabilirim.
Bazen içimdeki ses, bana başkalarının söylemediği kötülükleri söylüyor. Onu susturamadığım günlerde bile söylediklerini kendi fikrim saymamaya çalışıyorum.
İyileşmek sana hiçbir şey hissetmemek değilmiş. Bugün aklıma geldin; ben yine de başladığım işi bitirdim.
Her şeyi kontrol etmeye çalışmıyorum. Sadece bir daha hayatımın değiştiğini en son ben öğrenmek istemiyorum.
Senin yanında kendim olabiliyordum; yalnızca üzülmemem, soru sormamam ve hiçbir şeye alınmamam gerekiyordu.
Seni affettiğimi sandım. Meğer zihnim, aynı acıyı her gün hatırlatacak gücü bulamıyormuş.
Sen aşk değil, ruh sağlığımdın. Aşk elbet geçer; ama ben seni unuttuğumda bile kendime dönmenin yolunu hatırlayamadım.
Kırıldım; yer yerinden oynamadı, kimse bir şey olmadı sandı. Oysa kalbim, o günden sonra neşesini bir daha bulamadı.
O ev başımıza yıkılır, biz enkazın altında kalırız; yine de soran olursa manzarası güzeldi deriz.
Hayat beni öldürmedi. Benden geriye, öldüremeyeceği kadar az şey bıraktı.
Yangından çıkarılmış bir eşya gibiydim. Kurtulmuştum ama artık hiçbir eve ait değildim.
Kanadı kırılmış bir kuş gibi göğe bakıyordum. Ve insanlar uçmayı özgürlük sanıyordu.
İçimde kıyamet koparken dışarıda saçımı düzeltiyordum; insan bazen en büyük felaketini kimseye göstermeden taşıyor.
Boğulurken yüzmeyi öğreniyordum; hayatın öğretme biçimi biraz acımasızdı
Kırılmış bir pusulayla yolumu arıyordum; hangi yöne gitsem biraz daha kendimden uzaklaşıyordum.
Kökleri sökülmüş bir ağaç gibi ayakta durmaya çalışıyordum; kimse toprağımı kaybettiğimi bilmiyordu.
Batmakta olan bir gemiydim; herkes manzarayı seyrediyordu, ben su alıyordum.
Kanadı kırık bir kuş gibi çırpınıyordum hayatın içinde; gökyüzünün benden haberi bile yoktu.
Gelmedin
Aynadaki kadınla barışmadım; yalnızca aynı bedende birbirimizi öldürmeden yaşamayı öğrendik.
Kaybolmadım; bir gece kendimden taşındım ve dönerim diye anahtarı yanıma bile almadım.
İyileşmedim; sadece acılarımı, kimsenin hastalık sanmayacağı isimlerle çağırmayı öğrendim.
Beni kurtarmaya kimse gelmedi; çünkü kimse, benim kendimi nereye gömdüğümü bilmiyordu.
İnsan bazen ölmek istemez; yalnızca taşıdığı hayatı birkaç dakikalığına yere bırakmak ister.
Öyle yoruldum ki kurtarılmak bile fazla büyük bir talep gibi gelmeye başladı.
İnsan bazen bir bardak su istemez; hâlâ bir şey isteyebildiğini bilmek ister.
Kıyıya çıkabilirdim; fakat bazı yangınların karada da devam ettiğini biliyordum.
Suyun ortasında yanıyorsam, mesele ateş değildir.
Kitapların son kullanma tarihleri yoktur.
Travmalarını, içindeki çocuğun erişemeyeceği kadar yükseğe kaldır
Gözümün feri oldun; seni sevmek, karanlığıma görmeyi öğretmekti.
Çünkü kadın bazen esaretini bile güzelleştiriyor, kimse ne kadar tutsak olduğunu anlamasın diye.
Doktor önce kendini sonra beni kurtar
Elbet bir gün aklını yitirmiş bir akıl doktoru çıkıp, o ilacı yaratacak.
O kadar arttıki yattığın kadınların sayısı, Artık sen de yabancılaştın
Olmasını umduğumuz kişiye değil, karşımızda gerçekten duran kişiye göre karar vermek gerekir.
Bir şeyin bitmesi, geçmişte güzel olmadığı anlamına gelmez.
Bir şeyin yanmış olması, ondan hiçbir şey kalmadığı anlamına gelmez. Bazen kül, ateşin yaşamış olduğunun son şahididir.
Bütün yolları bilsen de kendine çıkan yolu geç öğreniyorsun.
Bir yere ait olmamak yalnızlık değildir. Bazen insan ilk kez hiçbir yere ait olmadığında kendisine ait olur.
Gitmek cesaret ister sanırdım. Meğer asıl cesaret, geri dönemeyeceğini bilerek yürümeye devam etmekmiş.
Bazı yangınlar insanı yok etmez. İçinde, bir daha eskisi gibi yanamayacağı bir yer bırakır.
Kaybolmak, her zaman yolu bilmemek değildir. Bazen sana gösterilen yolların hiçbirine ait olmadığını anlamaktır.
Bazı kelimeler cevap değildir; yalnızca umudun ölmesine izin vermeyen küçük bir aralıktır.
İnsan en çok kaybettiklerinden değil, kaybettikten sonra hâlâ içinde kalanlardan ibarettir.
Acelesi varmış gibi terk edip gittiğinde, ayağına takılan taş olmak istedim.
Sevmiyordu sevmiyordu
Kötü insanlar üzülmez
İnsan en çok, kendine itiraf edemediği gerçeklerin esiri olur.
Gitmek değildi niyetim; kalabilmek için kendimden eksilmekten yoruldum. İnsan, kendine yer kalmayan bir kalpte daha ne kadar kalabilir?
Sana yetişmeye çalışırken yolları değil, kendimi tükettim. İnsan bazen birine yaklaşırken kendinden uzaklaşır. En zor dönüş de, kendine olandır.
Gidişin zamanla sustu içimde; ama bıraktığın boşluk hâlâ konuşuyor. İnsan yokluğa alışıyor da, sessizliğin kime ait olduğunu unutamıyor.
Bazı insanlar giderken bizi eksiltmez; tamamlanabileceğimize olan inancımızı da götürür. İnsan en çok, kendinden umudu kesince yarım kalır.
Bazen özlenen bir insan değildir; onun yanındayken olduğumuz hâlimizdir. Vazgeçemediğimiz de çoğu zaman o eski “biz”dir.
Seni kaybetmek yalnızlık değildi; senden sonra kendimle baş başa kalmaktı. Meğer en uzun ayrılık, insanın kendine dönüşüymüş.
Bazı vedalar bitmez. Giden gider ama ardında açık bir kapı bırakır. İnsan, dönmesini beklediğinden değil; kapatamadığından üşür.
Yaşasın delilik
Sıfırdan başlanmaz
Zifiri karanlıkla tanıştınız mı?
Bazı geceler uyumak değil, kendinden saklanmaktır.
Her yara iz bırakmaz; bazıları bakış olur.
İnsan en çok görünmediği yerde gerçek olur.
Kaybolmadım. Sadece kimsenin bilmediği tarafımda bekliyorum.
Işığın vurduğu yer değil, saklandığı yer anlattı beni
Gölge
At o adımı
Barış ve savaş
İyi diye dünya sana jetler yapmak zorunda değil
O gün bu gün
Tanrının yolu buralara düşmüyor
Bazen en büyük yıkımlar dışarıdan görünmez. Ama her yıkımın ardından, insan kendi içinde yeniden bir inşa sürecine girer.
Her enkazda öleceğini düşünme Öyle kolay değil
Mutlu evin mutsuz çocuklarıyız biz
Zamandan daha hızlı bişey varsa oda dehb bireyin kafatasının içidir doktor
Sorun yaraları sarmak değildi. Yaralanmanın sonu olmamasıydı.
Eksiklik hissi bazen bir kayıp değil, adı konulamayan bir boşluk olabilir.
Bazı kelimeler korur, bazıları ise görünmeyen yaralar açar.