ARYANTİDEPRESAN

ARYANTİDEPRESAN

Yazar
Arya Soysal | Psikolojik Romanlar, Aforizmalar ve Yazılar 30.08.2026

Kullanmadan önce duygularınızı dikkatlice okuyunuz.

Duyguların yan etkisi yoktur sanırdım.

Meğer bazen insanı asıl yoran duygu değil,

duyguyu hissettiği için kendisine yaptıklarıymış.

Üzülür.

Sonra üzüldüğü için kendine kızar.

Kıskanır.

Kıskandığı için kendinden utanır.

Korkar.

Korktuğu için kendisini güçsüz bulur.

Bir acının üzerine bir de kendisini yargılamayı koyar.

Sonra neden bu kadar ağır geldiğini anlamaz.

Belki bazı duygular tedavi edilmek istemiyor.

Yalnızca doğru okunmak istiyor.

Çünkü:

Duygular belirti değildir her zaman.
Bazen içeriden gelen bilgidir.


ÖFKE

Öfkenin kötü bir duygu olduğunu öğrettiler.

Bağıranları gördük.

Kıranları.

Vuranları.

Sonra öfkeyle şiddeti aynı şey sandık.

Değil.

Öfke bazen içeride bir sınırın ihlal edildiğini haber verir.

“Buraya kadar.”

der.

“Bu bana iyi gelmedi.”

“Bunu istemiyorum.”

“Bana böyle davranamazsın.”

Sorun öfkelenmek değildir.

Öfkeyi neye dönüştürdüğündür.

Birini incitebilirsin.

Kendini incitebilirsin.

Ya da sınır koyabilirsin.

Aynı duygu.

Üç ayrı davranış.

Ben uzun süre öfkemi susturup iyi insan olduğumu sandım.

Sonra susturduğum her şey başka bir yerden çıktı.

Soğukluk oldu.

Uzaklaşmak oldu.

Bir anda patlamak oldu.

Kendime kızmak oldu.

Meğer bastırdığım öfke yok olmuyormuş.

Yalnızca adres değiştiriyormuş.

Söyleyemediğin “hayır”, bazen içeride kendine söylediğin bir “evet” olur.


KISKANÇLIK

Kıskançlığı itiraf etmek zordur.

Çünkü insan:

“Kıskandım.”

dediğinde kendisini küçük hisseder.

Oysa kıskançlık her zaman kötü niyet değildir.

Bazen kaybetme korkusudur.

Bazen karşılaştırılma.

Bazen:

“Ya benden daha iyisini bulursa?”

sorusunun utangaç hâlidir.

Kıskançlık sana bir şey anlatabilir.

Ama sana hak vermez.

Birini kontrol etmeye.

Telefonunu karıştırmaya.

Hayatını daraltmaya.

Onu sahip olduğun bir şey gibi görmeye.

Duygun gerçek olabilir.

Davranışın yine de yanlış olabilir.

Bunu ayırmak zorundayız.

Çünkü:

Bir duyguyu anlamak, onun yaptığı her şeyi aklamak değildir.

Bazen kıskançlık karşındaki insan hakkında değil,

senin kendin hakkında neye inanmadığınla ilgilidir.

“Yeterli miyim?”

“Seçilir miyim?”

“Biri benden daha güzel, daha başarılı, daha ilginç olursa ne olur?”

Belki asıl korkun onu kaybetmek değildir.

Onu kaybedince kendin hakkında inanacağın şeydir.


KORKU

Korku geleceği biliyormuş gibi konuşur.

“Gidersen pişman olacaksın.”

“Söylersen seni bırakacak.”

“Denersen başarısız olacaksın.”

“Bir daha kimseyi bulamayacaksın.”

Ve korkunun en ikna edici tarafı şudur:

Cümlelerini ihtimal gibi değil,

gerçek gibi söyler.

Ben korktuğum birçok şeyi olacak sandım.

Bazıları oldu.

Çoğu olmadı.

Ama ben hepsini olmuş gibi yaşadım.

İnsan bazen gelecekte gerçekleşmemiş bir felaketin acısını bugünden çekebiliyor.

Bedenin için fark etmiyor.

Tehlike gerçekten odada mı,

yoksa zihninde mi prova ediliyor?

Kalp yine hızlanıyor.

Uyku yine kaçıyor.

İnsan yine yoruluyor.

Bu yüzden korktuğunda kendine:

“Saçmalama.”

deme.

Belki yalnızca şunu sor:

Şu anda gerçekten ne oluyor, ben ne olacağından korkuyorum?

Aralarında bazen koca bir hayat vardır.


UTANÇ

Suçluluk:

“Kötü bir şey yaptım.”

der.

Utanç:

“Ben kötüyüm.”

İkisinin arasındaki fark küçük görünür.

Ama biri davranışına dokunur,

diğeri kimliğine.

İnsan bir hatayı düzeltebilir.

Ama kendisini hata sanıyorsa nereye gidecek?

Bazı insanlar yıllarca yaptığı şeylerden değil,

olduğu şeyden utanarak yaşıyor.

Fazla konuştuğu için.

Fazla sustuğu için.

Bedeni için.

Geçmişi için.

Sevdiği insanlar için.

Yaptığı seçimler için.

Bir zamanlar izin verdiği şeyler için.

Ve utanç insana saklanmayı öğretir.

“Beni gerçekten tanırlarsa sevmezler.”

diye düşünürsün.

Sonra seni sevenlere bile yalnızca kabul edilebilir taraflarını gösterirsin.

Ve bir gün:

“Kimse beni gerçekten tanımıyor.”

dersin.

Belki çünkü sen de uzun zamandır kimseye tamamını göstermiyorsundur.

İnsan kendinden utandıkça sevgiyi bile yanlış kimliğe teslim eder.


ÖZLEM

Özlem en çok yanlış yorumladığımız duygulardan biri.

Birini özleyince:

“Demek hâlâ seviyorum.”

diyoruz.

Belki.

Ama şart değil.

Özlemek hafızanın davranışıdır bazen.

Alışkanlığın.

Bir dönemin.

Bir evin.

Bir kokunun.

O insanın yanındayken olduğun kişinin.

İnsan kendisine zarar veren birini de özleyebilir.

Çünkü beyin yalnızca kötü anıları saklamaz.

Güzel olanları da getirir.

Üstelik bazen tam yalnız kaldığında.

Bu yüzden birini özlediğin gün,

onunla neden vedalaştığını da hatırla.

Hafıza romantiktir.

Seçerek gösterir.

Özlem geçmişin tamamı değildir; bazen yalnızca en güzel sahnelerinin fragmanıdır.


ÜZÜNTÜ

Üzüntüyü hemen geçirmek istiyoruz.

Bir arkadaş üzülür:

“Üzülme.”

deriz.

Kendimiz üzülürüz:

“Böyle olmamam lazım.”

Oysa bazı şeyler üzülmeden geçilmiyor.

Kayıplar.

Vedalar.

Hayal kırıklıkları.

Olmayacak şeyleri kabul etmek.

Üzüntü bazen bozukluk değildir.

Gerçeğin ruhumuzdan geçerken bıraktığı ağırlıktır.

Her acıyı susturmaya çalışırsan,

yas tutman gereken yerde kendini tamir etmeye çalışırsın.

Oysa sen bozulmadın.

Bir şey kaybettin.

Aralarında fark var.

Bazı acıların tedavisi mutlu olmak değil, yasını tamamlamaktır.


SUÇLULUK

Suçluluk bazen vicdandır.

Birini incitmişsindir.

Yanlış yapmışsındır.

Özür dilemen gerekiyordur.

Git.

Dile.

Düzeltilebiliyorsa düzelt.

Ama bazen suçluluk gerçeği söylemez.

Hayır dediğin için gelir.

Kendini seçtiğin için.

Birinden uzaklaştığın için.

Artık eskisi kadar fedakâr olmadığın için.

Bir insanın senden beklediğini vermediğin için.

Ve sen suçlu hissettiğin için suçlu olduğunu sanırsın.

Değilsin.

Suçluluk hissi, suçun kanıtı değildir.

Bazen yalnızca eski bir alışkanlığın yeni sınırlarına verdiği tepkidir.


MUTLULUK

Mutluluğun prospektüse ihtiyacı olmadığını sanıyorsun.

Var.

Çünkü onu da yanlış kullanıyoruz.

Sürekli olması gerektiğini düşünüyoruz.

Mutlu olmadığımız gün hayatımızda bir sorun arıyoruz.

Oysa insan sürekli mutlu olmak üzere kurulmuş bir canlı değil.

Sıkılır.

Üzülür.

Öfkelenir.

Korkar.

Bazen hiçbir şey hissetmez.

Mutluluk hayatın normal hâli değil;

hayatın içindeki hâllerden biridir.

Gelir.

Gider.

Onu zorla tutmaya çalıştığında bazen tam da bu yüzden kaçırırsın.

Belki iyi bir hayat sürekli öfori değildir.

Belki iyi bir hayat,

bütün duyguların içinden geçebilecek kadar kendine güvenebilmektir.

Çünkü:

Ruh sağlığı yalnızca iyi hissetme sanatı değildir; kötü hissettiğinde kendine ne yaptığındır.



 

Bu Yazıyı Paylaş