Sonra geçer.
Belki insan gider.
Belki kalır ama his değişir.
Belki hiçbir şey olmaz.
Yalnızca beynin ve kalbin o ilk yüksekliğe alışır.
Telefon artık eskisi kadar heyecanlandırmaz.
Saatlerce konuşmak normalleşir.
Bir zamanlar mucize gibi gelen şey gündelik olur.
Ve insan korkar:
“Bitti mi?”
Her sakinleşme bitiş değildir.
Bazen bir bağın ilk yoğunluğu azalır ve yerine daha sessiz bir şey gelir.
Güven.
Alışkanlık.
Yakınlık.
Gerçeklik.
Ama kaosa alışmış biri için sakin sevgi bazen sevgisizlik gibi hissedilebilir.
Çünkü artık karnında düğüm yoktur.
Bekleyiş yoktur.
Acaba yoktur.
Ve sen yıllarca aşkı bunlarla tanıdıysan,
huzur geldiğinde kimliğini gösteremez.
Öfori aşkın kanıtı değildir.
Sakinlik de aşkın ölümü değildir.
Ama bazen gerçekten biter.
Ve öforiden sonra dünya bir süre renksiz görünür.
Çünkü mesele dünyanın rengini kaybetmesi değildir.
Gözünün yüksek kontrasta alışmasıdır.
Normal bir gün yetersiz gelir.
Sessizlik ağır.
Ev küçük.
Gece uzun.
Bir zamanlar tek başına yaptığın şeyler anlamsızlaşır.
Çünkü hayatının birçok yerine bir insanı eklemişsindir.
Şimdi onu çıkardığında cümlelerin grameri bozulur.
“Biz giderdik.”
“Biz izlerdik.”
“Biz severdik.”
Bir süre yeniden “ben” diye konuşmayı öğrenirsin.
İşte burada en büyük hata yapılabilir:
Öforiyi geri getirmek için insanı geri çağırmak.
Onu değil,
ilk günleri istersin.
İlk mesajı.
İlk öpüşü.
İlk heyecanı.
Ama aynı nehre geri dönemezsin.
Çünkü sen de aynı değilsin,
o da.
Bazen geri dönmek geçmişi geri getirmez.
Yalnızca neden bittiğini yeniden hatırlatır.
Öfori sonrası boşlukta hemen yeni bir öfori arama.
Her sessizliği doldurma.
Her yalnızlığı bir insanla tedavi etmeye çalışma.
Bir süre normal dozda yaşa.
Kahve yine yalnızca kahve olsun.
Bir şarkı kimseyi hatırlatmasın.
Telefon çalmadığında eksiklik hissetme.
Bir akşam güzel geçtiğinde bunu birine borçlu olma.
Çünkü insanın yeniden öğrenmesi gereken şey bazen mutluluk değildir.
Kendi sinir sisteminin başkasının varlığına ihtiyaç duymadan sakinleşebildiğini görmektir.
Ve bir gün hiçbir şey olmadan iyi hissedersin.
Kimse yazmamıştır.
Kimse dönmemiştir.
Yeni biri de yoktur.
Sadece sabah olmuştur.
Perdeyi açarsın.
Bir şey içersin.
Hayat sana büyük bir mutluluk vermemiştir.
Ama canın da yanmıyordur.
Eskiden bunu sıradan bulurdun.
Şimdi değerini bilirsin.
Çünkü öforiden sonra insan şunu öğreniyor:
Her zaman gökyüzünde olmak gerekmiyor.
Bazen yere basmak da iyi hissettiriyor.
Belki huzur, öforinin eksik hâli değildir.
Öforiye ihtiyaç duymadığın hâlidir.