Bence yanlış yazmışlar.
Bazı şeyler tam da çocukların erişebileceği yerde saklanmalıydı.
Sevgi mesela.
Güven.
“Ben buradayım.”
“Gitmeyeceğim.”
“Senin suçun değil.”
Birinin başını okşaması.
Bir evin içinde korkmadan uyuyabilmek.
Çocukken erişemediğimiz şeyleri büyüyünce yüksek raflardan indirmeye çalışıyoruz.
Kimi sevgilisinden.
Kimi arkadaşlarından.
Kimi alkışlardan.
Kimi başarısından.
Kimi aynadaki yüzünden.
Ve ne tuhaf;
beden büyüyor ama uzanmaya çalışan el aynı kalıyor.
İçimizde bir çocuk, yıllardır parmak uçlarında.
Birinin onu seçmesini bekliyor.
Birinin dönmesini.
Birinin sonunda:
“Seni gördüm.”
demesini.
Belki büyümek o çocuğu susturmak değildir.
Onu omzuna almak.
Rafa birlikte uzanmak.
Ve yıllardır başkasından beklediği şeyi aşağı indirip eline vermektir.
Benim sana verecek büyük bir iyileşme tarifim yok.
Zaten olsaydı bunu kitap yapmazdım.
Reçeteye yazardım.
Ama şunu öğrendim:
İnsan geçmişine dönüp kendisini kurtaramıyor.
O kapı kapanmış.
O çocuk ağlamış.
O gece yaşanmış.
O insan gitmiş.
Fakat bugün,
geçmişte kurtaramadığın o insanın büyümüş hâline iyi davranabilirsin.
Ve belki bazı yaraların kapanması tam olarak budur:
Geçmişi değiştirmek değil,
geçmişten sağ çıkan kişiyi artık incitmemek.