Doktor muyum?

Doktor muyum?

Yazar
Arya Soysal | Psikolojik Romanlar, Aforizmalar ve Yazılar 07.09.2026

“Sen doktor musun?”

Arkadaşlar, öncelikle kimse benim hayatımın zerresine hâkim değil.

Bunu baştan söyleyelim.

Sonra gelelim çok sevilen o soruya:

“Sen doktor musun da psikoloji hakkında yazıyorsun?”

Hayır.

Doktor değilim.
Psikolog da değilim.
Ve hiçbir zaman öyle olduğumu iddia etmedim.

Fakat psikolojiyle ilgilenmek için doktor olmak gerekmiyor.

Kitaplar var.
Araştırmalar var.
Eğitimler, seminerler var.
Psikiyatristlerin, psikologların ve bu alanda çalışan insanların yıllardır anlattıkları, öğrettikleri, yayımladıkları bilgiler var.

Bir de insan var.

Bence çoğu kişinin unuttuğu yer tam olarak burası.

İnsan.

Sizin yanından geçip gittiğiniz, davranışına “garip” deyip geçtiğiniz, sustuğunda “trip atıyor”, öfkelendiğinde “deli”, bir işi yapamadığında “tembel” dediğiniz insanlar var.

Bazılarımız ise durup merak ediyor.

Neden böyle davranıyor?
Neden aynı olaya benden tamamen farklı tepki veriyor?
Onun dünyası içeriden nasıl görünüyor?

Ve araştırmaya başlıyor.

Karşındaki insanı kendine benzetmeye çalışmak yerine onun dilini öğrenmeye çalışıyorsun.

Gözlemliyorsun.

Okuyorsun.

Dinliyorsun.

Anlamaya çalışıyorsun.

Hatta çıtayı biraz daha yükseltelim.

Belki ben şizofreniyim.
Belki borderline’ım.
Belki bipolarım.

Varsayalım ki bunlardan biriyim.

O zaman kendi zihnimi anlamaya çalışmak için de doktor olmam gerekmiyor.

Elbette kendimi teşhis edemem. Tanı koymak başka bir şeydir; bunun uzmanı ben değilim.

Ama yaşadığım şeyi anlatabilirim.

Kendi zihnimi gözlemleyebilirim.

Araştırabilirim.

Ve en önemlisi:

Yazabilirim.

Çünkü bütün bu tartışmanın içinde unutulan çok daha temel bir şey var.

Ben bir yazarım.

On yedi yaşımdan beri yazıyorum.

Yirmi yaşımda ilk kitabım yayımlandı ve o günden beri yazarlık faaliyetimi sürdürüyorum.

Üstelik geriye dönüp ilk kitabıma baktığınızda psikolojiye olan ilgimin dün başlamadığını da görebilirsiniz.

Ben bugün internette psikoloji kelimesini görüp ertesi sabah psikolojik metinler yazmaya başlamadım.

Bu ilgi yıllardır yazdığım karakterlerin içinde vardı.

Travmalarında vardı.

Sessizliklerinde vardı.

Gerçeklik algılarında, ilişkilerinde, korkularında, kendileriyle savaşlarında vardı.

Yeni olan benim yazmam değil.

Bazı insanların beni yeni fark etmiş olması.

Bu ikisini birbirine karıştırmayın.

Bir de “yazar olmak” meselesi var.

Ben hiçbir zaman masaya oturup:

“Tamam, artık oldum.”

demedim.

Hâlâ okuyorum.

Hâlâ araştırıyorum.

Hâlâ yeni kelimeler öğreniyorum.

Hâlâ eski yazılarıma bakıp bazı cümlelerimi beğenmiyorum.

Hâlâ kalemimi geliştirmeye çalışıyorum.

Çünkü bence gerçekten yazan bir insanın “oldum” diyeceği bir son durak yok.

Her kitap biraz daha öğretir.

Her insan biraz daha öğretir.

Bazen bir eleştiri bile öğretir.

Bu yüzden insanların beni eleştirmesi üzmüyor.

Aksine bazen gülümsüyorum.

Çünkü ben daha kendime “oldum” diyememişken,

birilerinin beni olmuşum gibi karşısına alıp eleştirmesi,

demek ki uzaktan bakıldığında düşündüğümden daha fazla yol yürümüşüm dedirtiyor.

Doktor değilim.

Tanı koymuyorum.

Tedavi önermiyorum.

Ama okuyorum.

Araştırıyorum.

Gözlemliyorum.

Soruyorum.

Ve yazıyorum.

Zaten benim işim de tam olarak burada başlıyor:

Doktor insanı tedavi eder.
Ben ise insanı anlamaya çalışır ve onu kelimelere dökerim.


 

Bu Yazıyı Paylaş