DEHB

DEHB

Yazar
Arya Soysal | Psikolojik Romanlar, Aforizmalar ve Yazılar 24.06.2026

İnsanlar zihni bir çekmece sanıyor.
Her şeyi yerli yerine koyunca düzeleceğini.

Oysa benim zihnim bir Rubik küpü.
Bir yüzünü çözdüğümde
başka bir yüzü karışıyor.

Düşüncelerim düzensiz değil,
sadece aynı anda çok canlı.
Bir yanda geçmiş konuşuyor,
bir yanda gelecek bağırıyor,
bir yanda şu an sessizce ağlıyor.

Yorulduğum şey düşünmek değil.
Herkesin sessizlik sandığı yerde
bir kalabalıkla yaşamaya çalışmak.

Ve bazen…
en büyük yalnızlık,
kimsenin kafanın içindeki gürültüyü duymamasıdır.

Ama yine de yaşıyorum.
Her gün biraz daha öğreniyorum:

Ben dağınık değilim.
Sadece her şeyi aynı anda yaşıyorum.


Bazen bir mesaja cevap vermek bile zor.

Mesajı görüyorum.
Okuyorum.
Hatta kafamın içinde cevabını veriyorum.

“Birazdan yazarım,” diyorum.

Sonra birazdan, yarına dönüşüyor.
Yarın üç güne.
Üç gün sonra o mesaj artık cevap vermem gereken bir şey değil,
geciktiğim için yüzleşmek istemediğim bir şeye dönüşüyor.

Karşıdaki belki,
“Beni önemsemiyor,” diye düşünüyor.

Oysa ben bazen en çok önemsediğim insanlara dönemiyorum.

Bir telefon çalıyor mesela.
Ekrana bakıyorum.
Açmak istiyorum.
Ama o küçücük yeşil tuşa basmak, o an dünyanın en büyük işiymiş gibi geliyor.

“Sonra ararım.”

Aramıyorum.

Unuttuğumdan değil her zaman.
Bazen tam tersine, bütün gün aklımda olduğu hâlde arayamıyorum.

Garip olan da bu.

Bir şeyi yapmak istemekle
onu yapabilmek arasında görünmeyen bir mesafe var.

Dışarıdan birkaç saniyelik işler bunlar.

Mesaja cevap ver.
Telefonu aç.
Randevuyu al.
Çamaşırı makineye koy.
O maili gönder.
Masadaki bardağı mutfağa götür.

Yap.

Ne kadar kolay bir kelime.

Bazen saatlerce yapmam gereken şeyi düşünüyorum.
Onu düşünmekten yoruluyorum.
Ama yine de yapamıyorum.

Sonra kendime kızıyorum.

Çünkü insan yapamadığı büyük şeyler için kendini daha kolay affediyor da
küçücük şeyleri yapamadığında kendini tembel sanıyor.

Belki DEHB’nin en yorucu taraflarından biri de bu:

Yapabilecek durumda görünürken yapamamak.

İnsanlara bunu anlatmak zor.

Çünkü bacaklarım çalışıyor.
Ellerim çalışıyor.
Telefon önümde.
Mesaj orada.

Peki neden cevap vermiyorsun?

Bilmiyorum.

Belki beynimde her düşüncenin aynı anda kapıyı çalmasındandır.

Birine kapıyı açarken ötekini unutuyorum.
Ötekine dönerken neden ayağa kalktığımı unutuyorum.
Sonra kendimi başka bir odada, başka bir işle uğraşırken buluyorum.

Ve günün sonunda yapılacaklar listemde beş şey vardır.

Ben on beş şeyle uğraşmışımdır.

Ama o beş şey hâlâ oradadır.

İnsanlar buna dağınıklık diyebilir.

Ben bazen aynı anda çok fazla yere yetişmeye çalışan bir zihin diyorum.

Çünkü mesele hiçbir şeyi umursamamak değil.

Bazen mesele,
her şeyi aynı anda umursamak.

Ve belki beni en iyi anlatan cümle hâlâ aynı:

Ben dağınık değilim.
Sadece her şeyi aynı anda yaşıyorum.


 

Bu Yazıyı Paylaş