Öncelikle iyileşmeyi mutlulukla karıştırma.
İyileşince sürekli iyi hissedeceğimizi sanıyoruz.
Hayır.
Yine kötü günlerin olacak.
Yine yanlış kararlar vereceksin.
Yine birileri gidecek.
İyileşmek bunların artık yaşanmaması değil;
bunlar yaşandığında kendine yaptıklarının değişmesi.
Eskiden bir hata yaptığında günlerce kendini cezalandırıyorsan, bir gün:
“Evet, sıçtım.”
deyip ertesi sabah kahvaltı yapabilmektir.
Ruh sağlığı bazen bu kadar gösterişsizdir.
Bir mesajı göndermemek.
Bir sınır koymak.
Yardım istemek.
Geri dönmemek.
Ve kötü bir gün geçirdiğinde,
kötü bir hayatın olduğuna karar vermemek.
İyileşmenin insana yalnızca iyi hissettirdiğini sanıyordum.
Öyle değilmiş.
İyileşirken bazı insanları kaybediyorsun.
Çünkü artık sustuğun yerde konuşuyorsun.
Affettiğin yerde sınır koyuyorsun.
“Boş ver.” dediğin şeyleri artık boş vermiyorsun.
Ve seni sınırsız hâlinle seven bazı insanlar, sınırların çıkınca seni değişmekle suçluyor.
Haklılar . Değişiyorsun.
İyileşmenin Yan Etkileri
İyileşmenin ilk yan etkilerinden biri suçluluk olabilir.
Yıllarca başkalarının rahatlığını kendi huzurundan önemli tuttuysan, kendini seçmek başlangıçta bencillik gibi gelir.
Sonra yalnızlık görülebilir.
Çünkü iyileşmek yalnızca hayatına doğru insanları almak değildir.
Yanlış insanların oturduğu sandalyeleri boşaltmaktır da.
Ve boş sandalye, yanlış insandan daha sessizdir.
Ama daha güvenlidir.
Bazı hastalarda geçmişteki hâlini özleme görülebilir.
İnsan kendisini mahveden hâlini bile özleyebilir.
Çünkü mutsuzluk da uzun süre yanında kaldığında tanıdıklaşır.
Kaos bittiğinde huzur ilk başta huzur gibi gelmez.
Sessizlik gelir.
Ve insan bazen o sessizliği boşluk sanır.
Eski insanları,
eski alışkanlıkları,
hatta eski acılarını arar.
İyi oldukları için değil.
Tanıdık oldukları için.
İyileşmenin en tuhaf yan etkilerinden biri de budur:
Bir süre sonra acını kaybetmenin yasını tutarsın.
Çünkü yıllarca kim olduğunu onunla anlatmışsındır.
“Ben böyleyim.”
“Ben hep böyle hissederim.”
“Ben zaten…”
Sonra “zaten”ların azalır.
Ve geriye tuhaf bir soru kalır:
Acım değilsem, ben kimim?
Endişelenmeyiniz.
Bu beklenen bir etkidir.
İyileşmek eski seni öldürmek değildir.
Artık sana iyi gelmeyen hâllerini yanında taşımayı bırakmaktır.
Bu süreçte zaman zaman yalnızlık, yabancılaşma, suçluluk ve geçmişe dönme isteği görülebilir.
Tedaviyi kesmeyiniz.
Belki kötüleşmiyorsunuzdur.
Belki ilk kez, size zarar veren şeylere iyi gelmemeye başlıyorsunuzdur.
Buraya kadar geldiysen sana iyileşip iyileşmediğini sormayacağım.
Çünkü bir kitabın son sayfasına gelmekle insan kendi son sayfasına gelmiyor.
Belki hâlâ aynı kişiyi özlüyorsun.
Belki geceleri fazla düşünüyorsun.
Belki bazı sabahlar göğsünde eski bir ağırlıkla uyanıyorsun.
Ben de Aryantidepresan’a dönüşürken
Anti yazılar yazarken iyileşmedim.
yazdım ve rahatladım.
Bazılarını yazınca daha çok canım yandı.
Bazı sayfalarda kendime yalan söylediğimi,
bazılarında yıllardır başkalarını suçladığım şeylerin içinde kendi payımı gördüm.
Demek ki yazmak da her zaman tedavi etmiyor.
Bazen yalnızca röntgen çekiyor.
Kırığın nerede olduğunu gösteriyor.
Kemiği yine zaman kaynatıyor.
Bu yüzden Aryantidepresan kullanımını burada sonlandırabilirsiniz.
Ani bırakmanın bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur.
Ancak bir takım yazılarım şunları getirebilir
kısa süreli sessizlik,
tavana bakma,
eski birini hatırlama,
kendinizle konuşma
ve bazı cümlelerin günler sonra sebepsizce aklınıza gelmesi görülebilir.
Bunlar beklenen etkilerdir.
Bazı cümlelerin amacı geçmek değildir.
İçeride bir yere yerleşmektir.
Bir de senden küçük bir ricam var.
Bu makalemi bitirdiğinde beni iyileşmiş sanma.
Ben sana bir dağın tepesinden el sallamadım.
Aynı yokuşun başka bir yerinden seslendim.
Belki senden birkaç adım ilerideydim.
Belki bazı yerlerde gerideydim.
Bilmiyorum.
Ben yalnızca düştüğüm yerlere kelimeler bıraktım.
Sen de karanlıkta yürürken ayağın takılmasın diye.
Çünkü ben doktor değilim.
Bu kitap da ilaç değil.
Adına Aryantidepresan dedim diye hiçbir cümle kimyasal değildir.
Hiçbir metafor tedavinin yerini tutmaz.
Bazen insanın bir dosta ihtiyacı vardır.
Bazen bir uzmana.
Bazen tedaviye.
Bazen zamana.
Bazen hepsine.
Ve yardım istemek, insanın kendi hikâyesinde başarısız olduğu anlamına gelmez.
Bazen tam tersine, hikâyenin devamını istediği anlamına gelir.
SON KULLANMA TARİHİ
Kutunun üzerinde, bu makale de aramayınız.
Yoktur.
Çünkü bazı cümlelerin tarihi geçmez.
Yalnızca ihtiyaç duyduğunuz yaş değişir.
Bugün başka bir satırın altını çizersiniz.
Beş yıl sonra başka bir satırın.
Belki bir gün bu yazıları yeniden açarsınız ve bir zamanlar ağladığınız cümleler de hiçbir şey hissetmezsiniz.
İşte o gün üzülmeyin.
Cümle bozulmamıştır.
Siz değişmişsinizdir.
Aryantidepresan’ı gerektiğinde yeniden kullanabilirsiniz.
Fakat mümkünse eski dozunuza dönmeyiniz.
Çünkü buraya geldiğinizde artık bu makaleye başladığınız ilk insan değilsiniz.
Ben de değilim.
Son kullanma tarihi: Kendine artık ihtiyacın kalmadığı gün.
…
Hayır.
Öyle bir gün olmayacak.
O yüzden:
Süresiz.