Eskiden ölümle tehdit ederdi hayatı. Şimdi yaşamakla.
Çünkü hayat, onun yokluğuna çoktan hazırlanmıştı; yarım kalmış defterlerine, söylenmemiş sözlerine, boşalacak odasına. Kadın bir sabah kalkıp perdeyi açtı. Işık yüzüne vurunca gözlerini kaçırmadı. Sonra masasına oturdu ve ilk kez ölümü anlatmayan bir şiir yazdı.
Güzel değildi. Birkaç dizesini çizdi, bir kelimeyi bulamadı. Yine de kâğıdı buruşturmadı. Hayatın en çok buna şaşıracağını biliyordu: Ona bıraktığı onca karanlıktan sonra, kadının ertesi güne de kalmasına.