Bir sözü tanımamak için insanın
ne kadar iyi bildiği bir sesi unutması gerekir, biliyorum.
Yine de yazıyorum.
Çünkü bazı geceler evdeki her şey senden söz ediyor:
Kapının yanındaki anahtar, iki kişilik alınmış bardaklar,
bir de yüzünü duvara dönmüş o çivi.
Cam kırıkları bırakmışsın yatağa,
ruhum kesik kesik.
Örtüyü her düzeltişimde
parmaklarıma bir hatıran batıyor.
Kalkıp ışığı yakıyorum.
Yastıkta bir saç telin yok artık;
insan bazen yokluğun da iz bırakmasına şaşırıyor.
Senin yattığın tarafı elimle yokluyorum,
çarşaf soğuk.
Yine de kenara çekilerek uzanıyorum.
Sabah olunca bardakları dolaba kaldıracağım.
Anahtarını çekmecenin dibine koyacağım.
Duvarın önünden geçerken
çiviye bakmamayı da öğrenirim belki.
Ama bu gece elimde bir şiir var,
nereye bıraksam senden kalmış bir şeye değiyor.
Ben seni yazdıkça ev küçülüyor;
kapıya kadar yürüyorum,
sonra dönüp aynı odada kalıyorum.