Ayarlarımla oynadım

Ayarlarımla oynadım

Yazar
Arya Soysal | Psikolojik Romanlar, Aforizmalar ve Yazılar 30.09.2026

“Kuantum, düşüncenin gücü…” derken merakımın peşinden bir akıl hastanesine kadar gittim. Teşhislerin insan yüzlerini gördüm. Belki anlamaya çalıştım, belki bazılarına imrendim. şimdi bunu kendime açıklamak bile zor. Zihnimi, ayarlarıyla oynayıp sonra eski haline getirebileceğim bir şey sandım. Sanki her teşhisten bir tutam almış gibi, sonunda kendi içimde neyin nereden geldiğini ayıramaz oldum.
Şimdi iyileşmeyi bekleyen herhangi biriyim. Hayatım kâbus gibi.“En azından anlatacak bir hikâyem var,” diyorum bazen. Sonra düşünüyorum,Keşke bazı cümleleri yazabilmek için bunları yaşamak gerekmeseydi.

Bir psikiyatristin benimle ilişiğini kesmesini de yazabilirim, bir diğerinin dizlerine başımı koyup saçlarımı okşadığı anı da. Bir kapıdan hasta olarak çıkıp başka bir kapıda yalnızca yorgun bir insan gibi karşılanmanın nasıl hissettirdiğini… 


Çünkü bazen insan, kendisine ne olduğunu anlatmaya başlamadan önce birinin yanında susabilmek istiyor. Söylediği her kelimenin belirti sayılmadığı, ağlamasının hemen bir açıklamaya bağlanmadığı birkaç dakika arıyor. Ben o gün başım okşanırken iyileşmedim. Ama kendimi anlatmak için sıkıp durduğum dişlerimi gevşettim.

Sonra eve döndüm. Anahtar yine aynı kilide girdi; içeride beni bekleyen hayat hiç değişmemişti. Bardaklar lavabodaydı, telefonumda cevaplamadığım mesajlar vardı. Bir süre kapının önünde durdum. İnsan hastaneden çıkınca kendine de döneceğini sanıyor. Oysa bazen evine geliyor, kendisini bulamıyor.

Eskiden yaşadığım her şeyin anlamını hemen çözmek isterdim. Şimdi bazı sabahlar yalnızca kahvaltı yapabilmek istiyorum. Bir düşüncenin peşine takılıp bütün günümü kaybetmeden pencereyi açmak, hava nasıl diye bakmak, sonra günlük bir işe devam etmek.

Anlatacak hikâyem var, evet. Ama artık hikâyenin devamında biraz da yaşamak istiyorum. Yazmaya değer bulunmayacak kadar sıradan bir öğleden sonram olsun mesela. Akşam biri “Bugün ne yaptın?” diye sorsun. Ben de hiçbir şey saklamadan, hiçbir şeyi büyütmeden cevap verebileyim:

“Pek bir şey yapmadım. İyiydim.”

Doktorun Notu

Hasta, insan zihninin sınırlarına duyduğu merakı anlatırken artık bu arayışın kendisini ne kadar yorduğu üzerinde durmaktadır. “Kuantum” ve “düşünce gücü” gibi kavramlarla başlayan süreci, kendi zihninin ayarlarıyla oynamak olarak tarif etmektedir. Gözlemlediği insanların yaşantılarıyla kendi deneyimleri arasındaki ayrımı kurmakta zorlandığını söylemektedir. “Her teşhisten bir tutam almak” ifadesi, bu karmaşayı anlatmak için kullandığı bir benzetmedir.

Görüşmede, iki farklı psikiyatristle yaşadığı karşılaşmalara belirgin bir duygusal ağırlık vermektedir. Birinin kendisiyle ilişiğini kesmesini, diğerinin yanında başını yaslayıp ağlayabilmesini anlatmaktadır. İkinci karşılaşmayı bir iyileşme anından çok, kendisini açıklamak zorunda kalmadan kabul gördüğü bir an olarak hatırlamaktadır. Her sözünün belirti olarak değerlendirilmediğini hissetmek, bir süreliğine gerginliğini azaltmıştır.

Eve dönüş anlatısında, çevrenin tanıdıklığıyla kendisine duyduğu yabancılık yan yana durmaktadır. Lavabodaki bardaklar ve cevaplanmamış mesajlar yerindedir; ancak hasta, eve dönmenin kendine dönmekle aynı olmadığını ifade etmektedir.

Geleceğe ilişkin isteğini büyük bir değişim üzerinden kurmamaktadır. Kahvaltı yapmak, pencereyi açmak, bir düşüncenin peşinde bütün günü kaybetmeden günlük işlerine devam etmek istemektedir. Yazmak hâlâ hayatında önemli bir yer tutmaktadır; fakat artık yaşadığı her acıdan bir cümle çıkarma zorunluluğu hissetmeden yaşayabilmeyi arzulamaktadır.

Görüşmenin sonunda, iyi bir günü nasıl tarif edeceği sorulduğunda şu cevabı vermiştir:

“Pek bir şey yapmadım. İyiydim.”



 

Bu Yazıyı Paylaş