ARYANTİTEZ — Acıdan Mezun Olunmaz
“Yaşadıkların seni olgunlaştırmış” dediler.
Bunu söylerken yüzlerinde tuhaf bir memnuniyet vardı. Sanki başıma gelenlerin sonunda
işe yarar bir şey çıkmış, zarar karşılanmıştı. Ben geceleri hala kapının kilidini iki kez kontrol ediyordum. Onlar bunu bilmedikleri için bana güçlü demeleri kolaydı.
Çocukken büyüklerin sesinden o akşamın nasıl geçeceğini anlamayı öğrendim. Bir anahtarın kapıda dönüşünden, masaya bırakılan bardağın sertliğinden, adımın hangi tonla söylendiğinden… Sonraları buna sezgi dediler. Ne güzel insan tanıyormuşum.
Keşke biraz daha az tanısaydım da çocukluğumu yaşayabilseydim.
Şimdi biri kırıcı bir şey söylediğinde hemen nedenini düşünmem bekleniyor. Yorulmuş olabilir. Zor bir dönemden geçiyor olabilir. O da sevilmemiş olabilir. Herkesin davranışına bir açıklama bulurken benim kırgınlığım açıklamasız kalıyor. Üstelik bütün bunları anladıktan sonra hala üzülüyorsam yeterince olgun sayılmıyorum.
Ben bu kadar anlayışlı olmaktan yoruldum.
Bir gün sesimi yükselttim. O güne kadar söylediklerimi duymayan insanlar nasıl söylediğimi hemen duydu. Cümlemin içindeki küfrü ayıkladılar, öncesinde biriken yıllarla ilgilenen olmadı. Sakinleşmemi istediler. Sakin olduğum zamanlarda da beklememi istemişlerdi.
İnsan bazen kendisine verilen bütün öğütlerin aynı yere çıktığını farkediyor. Biraz daha dayan. Biraz daha sus. Biraz daha makul ol. Bize rahatsızlığını rahatımızı bozmadan anlat.
Artık bazı cümleleri kabul etmiyorum.
Her acının beni geliştirmesi gerekmiyor. Kaybettiğim zamanın içinden bir ders çıkaramadığımda o zaman daha az kayıp olmuyor. Başıma gelenleri güzel anlatabiliyor olmam da yaşarken daha az canım yandığı anlamına gelmiyor.
Bazen düşünüyorum, hiç olgunlaşmasaydım nasıl biri olurdum? İnsanların yüzünü okumak yerine söylediklerine inansaydım. Bir odada önce çıkış kapısını aramasaydım. Sevildiğimde bunun ne zaman biteceğini hesaplamasaydım.
Belki biraz saf olurdum.
Bu ihtimal artık bana hakaret gibi gelmiyor.
Hayatın herkese yetiştirdiği bir yaş var. Benim de o yaşlarda yapmış olmam gereken şeyler sıralanıyor. Oysa bazı yıllarımı yalnızca ertesi güne çıkmaya harcadım. Takvim bunu başarı saymadı. Bende uzun süre saymadım.
Bugün kendime geç kaldığım söylenince eskisi kadar utanmıyorum. Önce neden geciktiğimi düşünüyorum. Sonra gerçekten gitmek istediğim yere mi çağrıldığımı.
Acıdan mezun olduğuma dair bir belge istemiyorum.
Bunca yılın ardından kimseye olgunluğumu kanıtlamam gerekmeyen sıradan bir gün istiyorum. Kahvemin soğumasının o günkü en büyük kaybım olduğu bir gün.