ÖZLEM

ÖZLEM

Yazar
Arya Soysal | Psikolojik Romanlar, Aforizmalar ve Yazılar 11.10.2026

ÖZLEMin İki Yarısı

ÖZLEM,
senin adını söylemeden de
sana seslenebiliyormuş insan.
Bunu bir gece öğrendim,
evin bütün ışıkları sönmüşken
içimde bir odanın
hala aydınlık kalmasından.

Orada zaman ilerlemiyordu.
Bir ses, en son duyulduğu yaşta bekliyor,
bir gülüş yüzünü arıyor,
ben büyüdükçe
çocukluğumun kapısı alçalıyordu.
Her dönüşümde
biraz daha eğilmem gerekiyordu.

Sana doğru kaç yol yürüdüm içimden,
bilsen.
Hiçbiri sokağa çıkmadı.
Ayakkabılarım yerinde kaldı,
ellerim hiçbir kapıya uzanmadı,
ama sabah olduğunda
uzun bir yoldan dönmüş gibi
ağrıyordu bütün bedenim.

ÖZLEM,
bir kelimenin içinde
hem bir yüz
hem o yüzün yokluğu nasıl durur?

Ben seni hangi anlamından tutsam
öteki tarafın kesiyor elimi.

Adını anınca
söylenenler uyanıyor.
Susunca
söylenebilecekler.

Bu yüzden içimde
ne tam bir konuşma var
ne de bitmiş bir sessizlik.
Yarım kalmış bir cümlenin önünde
yıllardır nöbet tutuyorum.
Biri devam etse
ben yine incinecekmişim gibi,
kimse etmezse
orada unutulacakmışım gibi.

Bir zamanlar
aynı günün içinde yaşadığımızı
nasıl anlatsam kendime?
Şimdi birimizde yağmur yağarken
ötekinin penceresinde güneş olabilir.
Sen bir masadan kalkarsın,
ben sebepsizce dalarım.
Aynı anda birbirimizi düşündüğümüzü
asla öğrenemeyiz.

Böyle şeyler de kayboluyor aramızda.
Yalnızca sözler değil,
birbirine denk gelmiş
ama birbirinden habersiz anlar.

Ben bazen
hafızamı karşıma alıyorum.
Önüne bütün kırgınlıkları koyup
bak, diyorum,
bunları da sen sakladın.
Neden her gece
yalnızca güzel olanı getiriyorsun?

Hafızam cevap vermiyor.
Eski bir gülüşü bırakıyor masaya.
Ben bütün haklılığımla
ona bakıyorum.

Haklı olmak da yoruyor insanı.
İçindeki çocuğu
her defasında ikna etmek,
artık beklememesini söylemek,
sonra kapıda bir ses duyunca
onunla birlikte irkilmek.

ÖZLEM,
senin adın geçince
içimde iki kişi doğruluyor.
Biri yerini hatırlıyor,
öteki neden boş kaldığını.
İkisi de benim sesimle konuşuyor,
ikisini de susturamıyorum.

Bu şiiri sana göndermeyeceğim belki.
Bir çekmecede duracak.
Üstüne başka kağıtlar koyacağım,
günler geçecek,
bir şey ararken yeniden bulacağım.

Adının yazılı olduğu yere
parmağımı koyacağım önce.
Sonra çekip
cümleyi baştan okuyacağım.

Çünkü ben
özlemi küçük harfle yazmayı
hala öğrenemedim.

Her seferinde
bir duygu anlatacağım sanıp
seni çağırıyorum.
 

ÖZLEMinözel hali 


Bazı kelimeleri cümle içinde kullanırken duraksıyorum. Söyleyeceğim şeyi unuttuğumdan değil, kelimenin bende uyandırdığı şeyle cümledeki anlamı birbirini tutmadığından. Herkes bir duygudan söz edildiğini sanıyor. Ben bazen birinin başını çevirip bakmasını bekliyorum.

Bunu kimse farketmiyor.

İnsan zihni mesafeyi tuhaf kaydediyor. Uzun zamandır duymadığı bir sesi, başka birinin konuşmasında bulabiliyor. Bir gülüşün ortasında dikkatim dağılıyor mesela. Karşımdaki anlatmaya devam ediyor ama ben artık onu dinlemiyorum. Hafızam, ben izin vermeden eski bir yakınlığı açmış oluyor.

Sonra içimde hemen bir itiraz başlıyor. Hatırlamam gereken başka şeyler de var çünkü. Kendimi korumak için uzak tuttuğum ne varsa birer birer geri çağırıyorum. Sanki güzel bir anıyı kabul edersem kırgınlığımın doğruluğunu kaybedeceğim.

Belki bu yüzden bazı hatıraları yarıda kesiyorum.

Bir yüzü özlemek kolay anlatılır. O yüzün karşısında nasıl biri olduğunu özlemek daha zor. Açıklama yapmadan anlaşılacağını düşündüğün halini. Henüz sözlerini tartmadığın, bir şey anlatmadan önce bunun sonradan sana karşı kullanılıp kullanılmayacağını hesaplamadığın zamanı.

Bazen özlediğim şeyin kime ait olduğunu ayıramıyorum.

Yakınlık geçmişte kaldığında insanın içinde bitmiş olmuyor. Günlük hayatın küçük boşluklarına yerleşiyor. Bir haberin ardından telefonu eline aldığın anda mesela. Kime yazacağını düşünmeden önce parmağın bir yere gidiyor. Sonra duruyorsun. O birkaç saniyede hem eski alışkanlığın hem bugünkü kararın aynı bedende duruyor.

Telefonu bırakıyorum.

Ardından kendime neden bıraktığımı yeniden anlatıyorum. Bazı kararları bir kez vermek yetmiyor. İçimizde onları her gün ilk defa duyan bir taraf var.

O tarafı susturmak istemiyorum artık. Ama bütün hayatımı da onun hatırladıklarıyla yönetemem. Birini aramak istememle aramanın bana iyi gelmesi arasındaki mesafede bekliyorum. Henüz bir cevap bulmuş değilim.

Yalnızca şunu farkediyorum: Bazı kelimeleri küçük harfle yazabilmek için insanın içinde uzun zaman geçmesi gerekiyor.

Benim cümlelerimin ortasında bir kelime hala büyük harfle başlıyor.


 

Bu Yazıyı Paylaş