Aşkı gel bana sor.
Sana âşık olmanın ağırlığını bilemezsin.
Yıllarca her cümlenin canını acıtmamasına dikkat ettim.
Sen sustuklarımın içinde ne olduğunu hiç sormadın.
Senin yüreğin istediğine dokundu.
Ben elimdeki kelimelerle kapında kaldım.
Aşk biraz da
yüreğe ulaşamayanların bildiği şeydir.
Söyleyip pişman olmanın,
bütün gece “keşke demeseydim” demenin.
Ben yazdım.
Bir cümlede tanırsın sandım.
Bir sayfanın kenarında “burada benden bahsetmiş” dersin sandım.
Onca kitap,
altını çizen insanlar,
adımı duymadığım ağızlardan gelen cümleler…
Bir tek sen
bir kez olsun
yazdığım yerden bakmadın.
Bazı cümleleri
yalnız sen anlarsın diye kimseye açıklamadım.
Şimdi soruyorlar:
Bu kadar şeyi nasıl yazdın?
Sana bir türlü anlatamadım
diyemiyorum.
Yazar olsam ne olur
sen okumadıktan sonra.
Bir kitabın son sayfasında bile
sana söyleyecek bir şey buluyorum.
Sen kapağını açmadan
devam ediyorsun.
En çok buna kırılıyorum:
Bunca kelimenin içinden
sana ulaşacak olanı
hâlâ arıyor olmama.