Ucu sivriltilmiş bir kalemin acısıyla yazıyorum. Beni bilirsin; kendi acımı anlatmayı çoktan bıraktım. İnsan aynı yarayı yıllarca anlatınca, bir yerden sonra yara değil, anlatan yoruluyor. Ben de sustum. Ama kalem susmadı. Dikkat ettin mi? Kalemler hep sivriltilir. Yazabilmesi için önce biraz daha keskinleşmesi gerekir. Belki insan da böyledir. En çok canını acıtan şeyler, kelimelerini keskinleştirir. Artık acımı yazmıyorum. Kalemi yazıyorum. Çünkü insanlar kalemin ucunu görür; onu sivriltene kadar kaç kez törpülendiğini değil. Belki de bu yüzden, benim hikâyem hiçbir zaman benimle başlamadı. Hep elimde tuttuğum kalemle başladı.