En kolay silah, bir insanın en zor günlerini yüzüne vurmaktır.
Bir zamanlar elinden tuttuğunu söyleyip, canını en çok acıtan yerden vurmak…
Çünkü bilirler.
Nereden kırıldığını bilirler.
Hangi kelimenin seni susturacağını bilirler.
Hangi cümlenin gecelerce zihninde yankılanacağını bilirler.
Ve sonra adına “şaka” derler.
“Abartıyorsun.” derler.
“Kendini acındırıyorsun.” derler.
Oysa kimse acınmak istemez.
İnsan sadece yaşadığı gerçeğin inkâr edilmesini istemez.
Bir insanın psikolojik olarak mücadele ediyor olması, onun sözlerini değersiz yapmaz.
Aksine, çoğu zaman en ağır yükü taşıyanlar, ayakta kalabilmek için herkesten daha fazla savaş vermiş olanlardır.
Birinin ruhsal yaralarını biliyorsan, bunu tartışmada koz olarak kullanmak zekâ değil; vicdan eksikliğidir.
Ben kusursuz değilim.
Hatalarım da var.
Ama en azından kimsenin en kırık yerini bulup oraya taş atacak kadar küçülmedim.
Çünkü insanın karakteri, en güçlü olduğu anda değil; karşısındakinin en savunmasız hâline nasıl davrandığında ortaya çıkar.
Bugün anladım ki bazı insanlar, seni tanıdıklarını sanıyor.
Oysa bildikleri sadece yaraların.
Seni değil, acını konuşuyorlar.
Ben ise artık yaralarımı savunmayacağım.
Onları anlamayanlara açıklamaya da çalışmayacağım.
Çünkü bazı insanlar seni iyileştiremez.
Sadece neden onlardan uzaklaşman gerektiğini öğretir.