İnsan bazen yanlış anlaşılır; bazen de bilerek çarpıtılır.
Kendini savunacak yüzlerce cümlesi vardır ama seçtiği şey sessizlik olur.
Sessizlik, korktuğundan değil…
Kendisini, başkasının seviyesine düşürmek istemediğindendir.
Bileğimin de gücü vardı.
Sesimin de.
İsteseydim bağırırdım.
İsteseydim kırardım.
İsteseydim aynı dille konuşurdum.
Ama ben, öfkenin değil; karakterimin sözünü dinledim.
Karşımda çirkinleşenleri izledim.
Çünkü bazı insanlar tartışmayı kazanmak için değil, insanlığını kaybetmek için konuşur.
Ben sustukça zayıf olduğumu sandılar.
Oysa insanın en büyük gücü, yapabileceklerini yapmamayı seçebilmesidir.
Birini incitmek kolaydır.
Asıl zor olan, incinmişken bile kendinden vazgeçmemektir.
Bugün geriye dönüp baktığımda pişman olduğum şey susmuş olmam değil.
Sessizliğimi güçsüzlük sananların, aslında kendi gürültülerinin içinde kaybolmuş olmaları.
Çünkü karakter, yumruk sıkmakla değil;
O yumruğu, hak etmediği hâlde indirmemekle ölçülür.
Ben susmanın asaletine sığındım.
Onlarsa kendi seslerinin içinde küçüldüler.