Bir müzeye gitmek istiyorum.
Cam fanusların içinde unutulmuş eşyalar değil…
İnsanların hiçbir yerde bulamadıkları şeyler sergilensin istiyorum.
Çocukken yarım bırakılmış bir cümle.
Hiç gönderilemeyen bir mektup.
Ölmeden birkaç dakika önce vazgeçilen bir özür.
Bir annenin “İyiyim.” derken yuttuğu sessizlik.
Bir babanın cebinde yıllarca taşıdığı ama kimseye göstermediği korku.
Ve en büyük salonun ortasında…
İnsanların kaybettiklerini sandıkları hâlde aslında hiç sahip olamadıkları hayatlar dursun.
Bilet alır, saatlerce dolaşırım.
Çıkışta ise hiçbir şey satın almam.
Çünkü bazı eksiklikler hatıra dükkânına sığmayacak kadar ağırdır.
Sanırım ben de onlardan biriyim.
Yıllardır kendimi arıyorum.
Ama artık aynı kişiyi bulmak istemiyorum.
Çünkü insanın en uzun yolculuğu, başladığı yere dönmek değildir.
Başladığı kişiye yabancı kalabilmesidir.
Ve bazı kapılar…
Anahtarla değil,
eski hâlinden vazgeçince açılır.