Şşş sessizlik

Şşş sessizlik

Yazar
Arya Soysal | Psikolojik Romanlar, Aforizmalar ve Yazılar 05.08.2026

Dünyanın en sessiz odasına girdiğimde ilk duyduğum şey kalbim olmadı.

Göz kapaklarım oldu.

Meğer insan gözünü her kırptığında minicik bir ses çıkıyormuş.

Hayatım boyunca binlerce kez göz kırpmıştım.

Hiçbirini duymamıştım.

Görevli kadın kapıyı kapatırken,

“Burada uzun süre kalamazsınız.” dedi.

“Neden?”

“Çünkü sessizlik, insanın başkalarından kaçabileceği bir yer değildir.”

Anlamadım.

İçeri girdim.

İlk birkaç dakika huzur gibiydi.

Sonra nefes alışımı duydum.

Biraz sonra yutkunmamı.

Daha sonra eklemlerimin hareket ederken çıkardığı sesi.

Sessizlik arttıkça…

Ben çoğalıyordum.

Bilim insanları tamamen sessiz odalarda uzun süre kalan insanların bir noktadan sonra sesler duymaya başladığını söylüyor.

Çünkü beyin sessizliği kabul etmiyor.

Ses bulamayınca…

Kendisi üretiyor.

O an düşündüm.

Belki yalnızlık da böyledir.

İnsan konuşacak kimse bulamayınca,

En çok kendiyle tartışıyor.

Duvara küçük bir saat asılmıştı.

Ama çalışmıyordu.

Görevliye bunu söylediğimde gülümsedi.

“Çalışıyor.”

“Saniye ilerlemiyor.”

“İnsan sıkıldığında zaman gerçekten daha yavaş algılanır.”

Haklıydı.

Beş dakika…

Sanki bir çocukluk kadar uzundu.

Belki de zamanın ölçüsü saat değildir.

İçinde kaç düşünce taşıdığıdır.

Çıkarken görevli bana tek bir soru sordu.

“İçeride en çok hangi sesi duydunuz?”

Bir süre düşündüm.

Kalbimi söyleyebilirdim.

Nefesimi söyleyebilirdim.

Ama doğru cevap başka bir şeydi.

“Kendimi.”

Kadın başını salladı.

“İnsan en gürültülü hâlini…”

“İlk kez sessiz kaldığında duyar.”

O gün anladım.

Bazı odalar duvarlarla yapılmaz.

İnsan bazen kendi zihninin içinde,

Kapısını yıllardır açmadığı bir odada yaşar.

Ve en büyük gürültü…

Dışarıdan değil,

Konuşmasına hiç izin vermediğimiz düşüncelerden gelir.


 

Bu Yazıyı Paylaş